Ana Sayfa KÜLTÜR Makaleler

Makaleler

Want create site? Find Free WordPress Themes and plugins.

ZÜCCACİYE(*) DÜKKANINDAKİ FİLLER  

Türkiye’nin ilk ve henüz tek Biyosfer Rezervi olan Macahel’de, Hidroelektrik Santrallerinin (HES) yapımı yoğun tartışma konusu olarak gündemde. DSİ internet sayfasından alınan  bilgilerden  anlaşıldığı kadarı ile, Macahel derelerinde en az 9 adet HES projesi ile ilgili çalışmalar sürdürülüyor.. Çevresel Etki Değerlendirmesi (ÇED) Yönetmeliğinin 9. Maddesi (**) “halkın katılımı toplantısı” başlığı altında, yöre halkına projeler hakkında bilgi verilmesini ve görüşünün alınmasını zorunlu kılmış olmasına karşın, bu hüküm yerine getirilmemiştir. Bu nedenle de tartışmanın tarafları, konunun temelini teşkil eden hususlarda, konu ile ilgili yeterli bilgi sahibi olamadan, farklı söylem ve argümanlarla karşı tarafın (!) tezlerini çürütmeye çalışıyor. Gelinen noktada, tartışmanın sağlıklı bir zemine oturtulması ve sonuçlarının tüm kesimlerce paylaşılabilir olması acil önem kazanmıştır. Bunun için de konunun, “ülke yararı”, “doğa ve insanın uyumlu birlikteliği”, “çevresel faktörler”, “ekonomik fayda” vb gibi bazı temel kavram ve prensiplerden hareketle irdelenmesi gereklidir. Öncelikle tarafların öne sürdüğü belirleyici aktüel argümanları baz alarak , yanıtları tartışmasız olan soruları gözden geçirmek yararlı olacaktır. 

* Türkiye’nin yeni enerji kaynaklarına ihtiyacı var mı?                                          
* Enerji üretimini desteklemeli miyiz?                                  
* Enerji üretiminde doğayı kirleten fosil yakıtlar yerine, yenilenebilir temiz enerji kaynaklarını tercih etmeli miyiz?       
* AB,UNESCO vb kuruluşlar HES’leri doğa dostu enerji  kapsamına alıp destekliyor mu?
* Türkiye enerji üretiminde hidroelektrik potansiyelini değerlendirmeli mi?
* Macahel’de hidroelektrik potansiyel var mı?                       

Bu soruların tümünün topluca yanıtı “evet” tir. Soru sormayı bu noktada bırakırsak şu değerlendirmeyi rahatlıkla yapabiliriz. “Macahel dereleri boşa akmamalı, Macahel’in hidroelektrik potansiyeli değerlendirilerek HES’ler yapılmalı ve ülkenin enerji ihtiyacının karşılanmasına katkıda bulunulmalı.” Soru sormaya devam edersek;

* Bilim insanları tarafından biyolojik çeşitliliğinin son derece yüksek olduğu tespit edilmiş olan Macahel, Çevre ve Orman Bakanlığı’nın başvurusu üzerine Türkiye’nin ilk ve henüz tek “Biyosfer Rezerv” alanı olarak tescil edilerek UNESCO’nun biyosfer rezervi zincirine dahil edilmiş midir?

* Macahel derelerinin boşa akmadığı, bu derelerin Macahel insanının vazgeçilemez yaşamsal gereksinimlerini karşıladığı ve eşsiz doğanın oluşumuna birincil derecede katkı sağladığı doğru mudur?

* Macahel derelerinin, tatlı su ekosistemleri açısından da son derece önemli olduğu, sucul çevreyi ve aynı zamanda omurgasızlardan oluşan zengin bir faunayı da desteklediği bilinmekte midir?
* Barındırdığı eşsiz değerleri ile bir tür açık “doğa müzesi” niteliğinde olan Macahel, dünyanın ortak mirası olarak değerlendirilebilir mi?                             
* Macahel başta Saf Kafkas arısı olmak üzere çeşitli flora ve fauna bireyleri için gen merkezi olabilir mi?                   * Macahel’de mevcut bitki çeşitliliğinin başta tıp olmak üzere diğer endüstriyel dallar için bir potansiyel taşıdığı düşünülebilir mi?                                                                   
* Macahel, bilimsel araştırmalar için bir tür laboratuar olarak kabul edilebilir mi?                     
* Macahel mevcut doğal, kültürel ve yapılı çevresi ile başta eko-turizm olmak üzere Türkiye’nin ve Dünya’nın önemli ”ihtisas turizmi noktası” olma potansiyeli taşımakta mıdır?       
* Macahel’de yapılacak olan HES’lerin, mevcut ekosistemleri, doğal peyzajı onarılamaz biçimde tahrip edeceği, doğru mudur? (Bkz. EK I)
* HES’lerin yaratacağı tahribatın, varolan potansiyel değerlerinin hayata geçirilmesi ile elde edilebilecek ve Macahel halkına doğrudan yansıyacak olan “sürdürülebilir” ekonomik girdinin de önünü kesmesi riski var mıdır?

Bu soruların da yanıtı tartışmasız “evet” tir. O zaman ilk değerlendirmemize bir kuşku payı katarak, şöyle diyebiliriz; “Bu işte bir yanlışlık var galiba!” Belki aktüel söylemlerin dışına çıkarak, somut bilgiler ışığında mukayeseli yeni sorular kurgulayarak bir sonuca ulaşabiliriz.

* Macahel ‘de yapımı planlanan 9 adet HES’in üreteceği yıllık enerji toplamının, Türkiye’de hâlihazırda üretilen yıllık enerji toplamının % 0,15 (binde bir buçuk) una karşı geldiği doğru mudur?  ( Bkz. EK II)
* Macahel derelerinde yapımı planlanan 9 adet HES’in toplam yatırım bedelinin yaklaşık 80 Milyon YTL, üreteceği enerji toplamının piyasa değerinin ise yıllık yaklaşık 15 Milyon ABD doları civarında olacağı doğru mudur?
* Macahel halkının bu dereler üzerinden yaratılacak ekonomik değerden;yapım aşamasında sınırlı miktarda ucuz emek bedeli,işletim aşamasında ise bekçilik vb. hizmetler için asgari ücretten sınırlı sayıda istihdam karşılığı olarak yok mertebesinde pay alacağı, buna mukabil oluşan maddi kaynağın tümüne yakın bölümünün yöre dışına gideceği doğru mudur?
* Macahel halkına bedava elektrik verileceği söylentisinin, ortaya çıkabilecek olası tepkilerin önünü kesmek için ortaya atıldığı, Türkiye genelinde böyle bir uygulamanın örneği olmadığı doğru mudur?

Bu soruların yanıtı da, ihmal edilebilir bir yanılma payı ile, hiç kuşkusuz ki “evet” tir. Bir anlamda tespit niteliği taşıyan bu soruları, elbette daha da çoğaltmak mümkün. Ancak buraya kadar yapmış olduğumuz tespitleri, bir bütün olarak ele aldığımızda, vardığımız sonuç şudur. Macahel’ de yapılması planlanan HES’ler:

Ülkemizin toplam enerji ihtiyacı açısından, “olmazsa olmaz” bir değeri ifade etmiyor, (Bkz. EK II)

Yaratacağı ekonomik değer ile birkaç bireysel çıkar dışında Macahel halkına hiçbir katkı sağlamıyor,  Ekolojik dengeyi onarılamaz biçimde bozuyor, Macahel doğasının, Macahel insanına doğrudan sunabileceği sürdürülebilir ekonomik faydayı zaafa uğratıyor, Devlet olarak taraf olduğumuz uluslar arası anlaşmaların bize yüklediği yükümlülükler çerçevesinde, inanılırlığımızı, tartışmalı hale getiriyor, En önemlisi, doğa ve insanın uyumlu birlikteliğini esas alan, karşılıklı yararlanma ilkesine dayalı sürdürülebilir kalkınma modelinin dünya çapında bir örneği olma şansını, üstelik “Biyosfer Rezervi” statüsünü elde ederek pekiştirmişken, kaybetmesine neden oluyor. 

Kısaca bu projeler, yörede proje geliştiren firmalar dışında, ne yöre insanına ne de doğaya hiçbir hayır getirmediği gibi, geleceğini de karartıyor. Peki, bu derelere hiç mi dokunmayalım? Elbette ki hayır. Macahel derelerinde, “Camili Biyosfer Rezervi Yönetim Planı” taslağında da belirtildiği şekilde, Macahel halkının enerji ihtiyacını bedelsiz karşılamak üzere 2 megavat gücünü aşmayan  (ki Macahel’in hali hazırdaki ihtiyacı bunun üçte biri kadardır.) ve yöredeki değirmenler benzeri çalışan, “mikro-hidro türbinler” kurulabilir. Bunun maliyet bedeli de, yerel tüzel kişiliklerin bu hususu bir projeye dönüştürmeleri halinde, çeşitli fonlardan hibe kredilerle kolayca karşılanabilir. Yine aynı yöntemle, kaynak sularının içme suyu olarak kullanımını sağlayacak “içme suyu tesisleri” de yapılabilir. Böylelikle; yöre insanına yüzyıllar boyu eziyet çektirmiş Macahel doğası, kendisini koruyarak bu günlere ulaştıran Macahel insanına borcunun bir kısmını ödemiş olur. Hem de, doğal ekosistem hiç bozulmadan doğa ve insanın uyumlu birlikteliği devam eder. Ayrıca bu öneri ve imkân, benzer şekilde yok olma tehlikesi karşı karşıya olan tüm Doğu Karadeniz dereleri için de, geçerli örnek bir model olur. O halde şimdi ne yapmalı? 

* Macahel halkı, derelerine sahip çıkmalı ve bunu etkin bir şekilde ifade etmeli,
* Tüm bilim insanları ve aydınlar, yerel, ulusal, uluslar arası tüm Sivil Toplum Kuruluşları,  Macahel halkının yanında durmalı bu girişimi durdurmak için katkıda bulunmalı,
* Başta TC Çevre ve Orman Bakanlığı olmak üzere ilgili tüm Kurum ve Kuruluşlar, Devlet olarak taraf olduğumuz uluslar arası anlaşmaların bize yüklediği yükümlülükler ve “kamu yararı” çerçevesinde bu yanlış uygulamayı en kısa zamanda düzelterek, yöredeki tüm HES projelerini sonlandırmalı.

Kısaca beklentimiz budur.(*) Cam ve porselenden yapılmış eşya. (**) Tartışmanın sağlıklı bir zeminde sürdürülebilmesi amacıyla, Camili Çevre Koruma ve Geliştirme Derneği tarafından, Bilgi Edinme Kanunu uyarınca yörede yapımı planlanan HES’ler hakkında bilgi edinmek için, ilgili idarelere başvuru yapılmış, ancak ilgili idareler, Çevresel Etki Değerlendirme Yönetmeliğinin (ÇED) projelerle ilgili olarak halkın bilgilendirilmesini zorunlu kılan amir hükümlerine rağmen, bu başvuruları “HES’lerle ilgili başvuruların özel şirketlere ait olduğunu” vurgulayarak, “Telif Hakları Kanunu hükümleri uyarınca DSİ internet sayfasında yayınlanan bilgilerin haricinde HES projeleri ile ilgili bilgi ve doküman verilmesi mümkün değildir.” şeklinde yanıtlamıştır.

———————————————————————————
EK I 

Macahel’de yapılması planlanan HES’ler ile ilgili kısa bilgiler (Yörede kurulu gücü 5,05 MW yıllık üretimi yaklaşık 30.000.MW/h olan proje başlatmış bir firmanın internet sayfasından edinilen verilere ve çeşitli uzman raporlarına göre) Sistemin çalışma şekli, prensip itibarı ile yörede bulunan geleneksel değirmenler gibidir. 

* Dere toplam suyunun yaklaşık beşte bir oranında bir bölümü “can suyu” olarak derede bırakılmak suretiyle HES için gerekli kalan su, projede belirlenen bir noktadan alınacak,

* Dere yatağından alınan dere toplam suyunun beşte dördü, Çevre ve Orman Bakanlığınca kendisine tahsis edilen 90 dönümlük bir orman sahasından geçirilerek yaklaşık 10 km uzunluğunda % 2 eğimli iletim kanalı ile belli bir noktaya getirilecek,
* O noktadan yaklaşık 500 m irtifadan cebri boru ile santral alanına düşürülerek kanatlara çarptırılmak suretiyle enerji elde edilecek,
* Kalan su yeniden dere yatağına bırakılacak.

Aynı derede birden çok HES bulunması halinde, bir önceki HES’in dereye bıraktığı su yeniden kanala alınacak ve aynı işlem devam edecektir. Aynı örnekten hareketle yapım ve işletim aşamalarında ortaya çıkabilecek tahribatlar;

* Kanal güzergâhında binlerce ağaç kesilecek,
* Kanal güzergâhında on binlerce m3 hafriyat yapılacak, hafriyattan çıkan kaya, taş, toprak vb artıklar dere vadisindeki doğal örtünün üzerine dökülecek,
* Vadi tabanına doldurulan kayalar, toprak, çakıl, ağaç artıkları doğal akışı etkileyecek ve taşınan materyalin bir yerlerde birikmesi ile sel ve taşkın felaketleri oluşacak,
* Dere vadisine “can suyu” diye bırakılan ve zaten yetersiz olan su ve atıklar, su ekosistemlerini olumsuz etkileyecek, başta kırmızı benekli alabalık olmak üzere birçok canlı türünün yok oluşuna ve ekolojik zincirin kopmasına neden olacak,
* Vadinin iklimsel koşullarının değişmesi orman ekosistemlerini vb. olumsuz etkileyecek,
* Kısaca Macahel’in biyolojik çeşitliliğini ve zenginliğini oluşturan tüm unsurlar bu oluşumdan zarar görecek,
* Bütün bunların yanı sıra yapılacak tesisler ve ek iletim hatları görsel kirliliğe yol açarak Macahel’in en önemli avantajı olan görsel zenginliğini onarılamaz bir biçimde zedeleyecektir.

Örneklenen, yapımı başlatılmış olan bir adet HES’in yol açacağı öngörülen tahribattır. Nitekim bu projenin yeni başlatılmış olan uygulamasında, derenin hafriyat atıkları ile nasıl doldurulduğu ve doğal yapının nasıl bozulacağının ilk sinyalleri alınmıştır. Yapımı planlanan 9 adet HES’in yol açacağı tahribatların değerlendirmesi okura bırakılmıştır. Ayrıca Macahel’in iki ana deresinde öngörülen birden çok HES’in, arazi yapısının % 70 e varan eğimleri de dikkate alındığında, tahribatın katlanarak artmasına neden olacağı hatta uygulamanın imkânsız hale gelebileceği de düşünülebilir.

———————————————————————————
 EK II 

Macahel derelerinde yapılacak olan HES’ler,  Türkiye’nin enerji ihtiyacının karşılanmasında “olmazsa olmaz” bir zorunluluk mudur? 

* 2007 verilerine göre Türkiye’nin; Kurulu güç toplamı 40777,3 MW, Ürettiği yıllık toplam enerji miktarı 191237 GWh tır.
* Çoruh nehri havzasında yapılan ve yapılacak olan barajlı Hidroelektrik Santralleri’nin toplam kurulu gücü 2536 MW (yaklaşık1 nükleer santral kadar) olup, bu değer Türkiye’nin toplam kurulu gücünün % 6,2 sine karşı gelmektedir.
* Çoruh nehri havzasında üretilecek yıllık enerji toplamı 8260 GW/h olup, bu değer Türkiye’nin ürettiği toplam enerji miktarının % 4,3 üne karşı gelmektedir.
* Macahel’de yapımı planlanan ve bir bölümü başlatılan yaklaşık 9 adet HES’in toplam kurulu gücü yaklaşık 60 -70 MW civarında olup, bu miktar;

Çoruh barajlarının toplam kurulu gücünün % 2,3 üne,Türkiye’nin toplam kurulu gücünün % 0,15 (binde bir buçuk) ’una karşı gelmektedir. Macahel HES’lerinin üreteceği enerji yaklaşık yıllık 270 GW/h olup, bu değer Çoruh barajlarının üreteceği yıllık enerji miktarının % 3,2 sine, Türkiye’nin ürettiği yıllık enerji miktarının % 0,15 (binde bir buçuk) una karşı gelmektedir. (NOT: Kurulu güç bazında; 1MW (megavat)=1000 KW (kilovat) Üretim bazında;1GfWh (gegavatsaat) = 1000 MWh = 1000 000 KWh ) Bu tabloya baktığımızda il bazında Artvin’in enerji üretiminde üzerine düşen bedeli fazlasıyla karşıladığını, Macahel’de üretilmesi düşünülen enerjinin ise hiç de vazgeçilemez olmadığı kolaylıkla görülebilir. Kaldı ki çeşitli bilim insanları ve uzmanların öne sürdüğüne göre, sadece iletim hatlarının yenilenmesi ile kayıp enerjinin dünya standartları ortalamasına getirilmesi halinde, bırakalım Macahel’i tüm Doğu Karadeniz derelerinden elde edilecek enerjinin birkaç katını tasarruf etmek mümkündür. Hem de çok daha düşük bir bedelle.

————————————–
Halit Zengin / Y.Müh. Mimar

Did you find apk for android? You can find new Free Android Games and apps.